Kur'an Gölgesinde Mesajlar ((DIN KARDEŞLERİM BU KONULARI OKUYUNUZ. ONDAN SONRA DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞINIZ.)) Huseyin Meriç ((ZALİM)) :لسلام عليكمورحمة الله وبركاته: بســـم الله الرحمن الرحيم ............. twitter sayfama bakmanızı bekliyorum https://twitter.com/#!/ AMİN. ........... ZALİM Bir kimsenin hakkını zorla elinden alan, haksızlık yapan, merhametsiz ve gaddar kimse. Arapça bir kelime olup Arap dilinde mastarı: "Bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak" anlamındadır. Bir şeyi eksik ya da fazla yapmak yahut zamanının veya mekânının dışında yapmak da zulüm olarak ifade edilmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de cehalet, şirk, fısk anlamında "nûr"un zıddı olarak kullanılır. Bu anlamlarıyla Kur'ân'ın temel kavramlarından biridir. Peygamberler, insanları zulümattan nûra kavuşturmak için gönderilmişlerdir. Mesajları aydınlıktır; karışık yollar ise zulümattır, karanlıktır: Âllah mü'minlerin velisidir, onları zulümattan nûra çıkarır, kâfirlerin velileri ise Tağuttur, onları nurdan zulümata çıkarır" (Bakara, 2/257). O halde gerek fert gerekse toplum bazında Allah'ın emir ve yasaklarının ortaya çıkardığı sonuç nûrdur, aydınlıktır. Karşıtı emir ve yasaklar ise, zulümattır, karanlıktır; işleri yerli yerinde yapmamaktır. Kur'ân'da zulüm çeşitlerinin en büyükleri olarak şunlar sıralanmaktadır: Şirk (Lukman, 31/13); Allah'ın mescidlerinde O'nun adının (dolayısıyla emir ve yasaklarının) anılmasına engel olmak (Bakara, 2/114); Allah'ın bildirdiklerini gizlemek ve O'nun adına yalan söylemek (el-Bakara, 2/144; el-A'raf, 7/38; Yunus,10/17; Hud, 11/18...); Allah'ın âyetlerini yalanlamak ve âyetlerinin başkalarına ulaşmasına engel olmak (el-En'am, 6/157; Yunus, 10/17; Kehf, 18/57); Allah'ın âyetlerinden yüz çevirmek (Secde, 32/22); Müslüman olduğunu iddia etmekle birlikte Allah adına yalan söylemek (es-Saff, 61/7). İnsan, bütün bu zulümleri işlemeye müsait bir varlıktır. Bu nedenledir ki Kur'ân-ı Kerim'de "çok zulmeden" anlamına gelen "zelûm" olmakla nitelenmiştir (İbrahim, 14/34). Yüce Allah; gerek âhirette insanları cezalandırırken zalim olmadığını, bu cezaları kendilerinin hakkettiğini sık sık vurgulamaktadır (bk. Âlu İmran, 3/182; el-Enfal, 8/51; Hacc, 28/10; Fussilet, 41/46; Kaf, 50/29). Zalimler âhirette cezayı hakkettikleri gibi bu dünyada da cezalandırılırlar. İnsanların başlarına gelen toplu felaketler, zulümleri sebebiyledir. "De ki: Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse zalimlerden başkası mı yok olur" (el-En'am, 6/47). Yüce Allah, zalimleri dost edinmeyi de zalimlik olarak nitelemektedir. Hatta zulmeden, kişinin babası veya kardeşleri bile olsa onlara dost olmak, zalimliktir (bk. et-Tevbe, 9/23). Böylece dostluğun akrabalık bağlarına göre değil, adalet ve inanç esaslarına göre olması gerektiği anlatılmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm, üç çeşit zulümden bahsetmektedir: a- İnsanın kendi kendine zulmü. İnsanın gerek bedenine ve gerekse ruhuna karşı işledikleri haksızlıklar, kendi kendine yaptığı bir zulümdür. b- İnsanın Allah'a karşı işlediği zulüm. Allah'a ortak koşmak, emirlerine riayet etmemek bu zulüm çeşidine girer. c- İnsanların kendi aralarında yaptıkları zulümler. Toplumların helâk olmasına neden olan zulüm, bu çeşit zulümdür. ‘Zâlim’, zulmet mastarının fâil (özne) ismidir. 'Zulmet', sözlükte, nurun (ışığın) olmama durumudur, yani karanlıktır. Zulmet bu anlamda Kur'an'da geçmektedir. "O, karanın ve denizin karanlıklarında (zulmetlerinde) yolunuzu bulmanız için size yıldızlar var edendir..." (6/En'âm, 97) Aynı kökten gelen 'zulüm', sözlük anlamı olarak, bir şeyi âit olduğu yerin dışında bir yere koymaktır. Kur'an bu kavramı küfür, şirk, kötülük, baskı, işkence ve haksızlık anlamlarında kullanmaktadır. Bütün bu anlamların, hem bir şeye âit olan hakkı başkasına verme, o hakkı başka bir yere koyma, hem de karanlık gibi kötü olma durumunu içerisine aldığı görülmektedir. 'Zulüm', aynı zamanda hakka tecâvüzdür. Halk dilinde zulüm genellikle tecâvüz, haksızlık, işkence ve baskı anlamlarına gelir. Bu anlamlar doğru olmakla beraber yetersizdir. Sözgelimi, küçük veya büyük günah işlemek bir zulümdür, şirk koşmak bir zulümdür, insanların mallarını haksız yere yemek zulümdür, bir hakkı sahibine vermemek de zulümdür. ‘Zâlim’, zulmeden, zulüm işleyen kimse demektir. Zâlim, zulmün taşıdığı bütün olumsuz anlamların bizzat yapıcısı, meydana getiricisidir. Zulüm, esas itibariyle çok olumsuz bir eylemdir ve ‘zâlim’ de bu olumsuz eylemin öznesidir. Günlük dilde zâlim; merhametsiz, haksızlık yapan, gaddar ruhlu, işkence eden, baskı yapan kimsedir. Zâlim, hak sahiplerine hakkını vermediği gibi, baskı ve şiddetle başkalarının hakkına tecavüz eder, onlara kötülükte bulunur. Kur'an'da Zâlim Kavramı Kur’an, ‘zulüm’ ve ‘zâlim’ kavramlarını çok sık kullanmaktadır. Zâlim kelimesi öncelikli olarak, inkârcıların önemli bir sıfatıdır. Aslında küfür ve şirk en büyük zulümdür. Bu anlamda müşrikler zâlimlerin ta kendileridir. Çünkü Allah’a ait olan ilâhlık hakkını yerine getirmiyorlar, bu hakkı inkâr etmek veya birden fazla ilâh tanımak suretiyle başkalarına veriyorlar. Onların içinde bulundukları küfür ve şirk hali karanlıktan başka bir şey değildir. Zulüm zihniyeti taşıyanlar hem kendileri için hem de başkaları için karanlık taşırlar, karanlık üretirler, karanlık işler çevirirler. Çevrelerinde hep karanlık vardır. Yaptıkları işlerin aydınlık bir yönü yoktur. 'Zulüm', Kur'an'da üç anlamda kullanılmaktadır. Bu üç anlamın geniş açıklamasını 'zulüm' maddesinde yapacağız. Ancak burada da 'zâlim'' kavramını bu üç kategoriye göre incelemek durumundayız. SEVGİLİ M. Sait ŞİMŞEK HOCAMIZDAN ve SİZ OKUYAN DİN KARDEŞLERİMDEN MEVLAM RAZI OLSUN. |
Benim hakkımda Allah İçin Arkadaşlık Allah Resûlü (s.a.v.): "Arkadaşlığı Allah için olan kişiyi Allah, cennette hiçbir davranış ve eylemiyle elde edemeye ceği bir makama yükseltir." buyurarak Allah için arkadaşlığa özendirmiştir.ALLAH İÇİN PAYLAŞIM.
23 Kasım 2011 Çarşamba
((ZALİM))
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder