5 Aralık 2011 Pazartesi

((TÂĞÛT))


Kur'an Gölgesinde Mesajlar
TÂĞÛT
((DIN KARDEŞLERİM BU KONULARI OKUYUNUZ.
ONDAN SONRA DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞINIZ.))
Huseyin Meriç
SELAMÜN ALEYKÜM
sevgili saygıdeğer takipçilerim hepinize hayirli ve mutlu bir hafta başı iş gününü yüce Allahtan dilerim buyrunuz konumuza.
:لسلام عليكمورحمة الله وبركاته:
بســـم الله الرحمن الرحيم
.............
twitter sayfama bakmanızı bekliyorum
https://twitter.com/#!/HuseyinMeric01
AMİN.
..........

TÂĞÛT

77- Tâğût'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı: 18- Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir.19- Üzerine azâb kararı hak olanı mı, sen ateşte bulunanı mı kurtaracaksın? (Zümer: 59/17-18)

Zümer:59/17-18. âyetlerde, tâğûta kulluk etmekten kaçınıp Allah'a yönelen hâlis Tanrı kulları müjdelenmektedir.

Tâğût tuğyan kökünden fa'alût vezninde mübalağa sıfat ismidir. Aslı tağavût iken ikinci harfinin vavla yer değiştirmesi ve vâvın

da elife dönüştürülmesiyle tâğût olmuştur. Çok azgın, azıtkan, şeytân, İblîs, kâfir anlamlarına gelir. Asıl azdıncı tâğût, şeytân olmakla beraber Allah'tan başka tapılan her şeye de tâğût denilir. Bu, insan olabilir, ruhsal varlık olabilir, put olabilir. Büyücüye, kâhine ve kötü cin(şeytân)a, haktan bâtıla çeviren herkese tâğût denilir[1] İşte tâğûta uymayanlar, hak sözü dinleyen ve duyduklarının en güzeline uyan sağduyu sahipleri, Allah'ın, doğru yola ilettiği kimselerdir.

19: Hiç böyleleleri, Allah'ın azâb kararını hak eden kâfir gibi olur mu? Allah sağduyu sahibi, duyduğu sözleri düşünüp taşınaTi ve sözlerin en güzeline uymak isteyen kimseleri doğru yola iletir. Ama düşünüp taşınmadan, körü körüne lider­lerini, atalarını taklîdeden, hurafelerin ağından kurtulamayan kimse, Al­lah'ın azâb sözünü hak eder. Çünkü Allah öylelerine azâb edeceğini bu­yurmuştur. O ezelî kararı gereği, kötü düşünce ve davranışlarıyla azaba girenleri Allah'tan başka kimse kurtaramaz.

Bu âyette kat'iyyen Allah'ın, insanı belli bir sonuca mahkûm ettiği söylenmiyor. Allah'ın, iyi niyetle sözleri düşünüp, iyi bulduğu sözlere uyan sağduyu sahiplerini doğru yola ileteceği, böyle yapmayan kötü niyetli, düşüncesiz insanları da azaba uğratacağı belirtiliyor. Burada insanın, ezel­den küfür veya imana mahkûm edildiği değil, Allah'ın ezelde, kâfirleri cezalandırmağa karar verdiği, şeytâna uyup kâfir olan kimselerin, bu ezelî karar gereği cezalandırılacakları anlatılmaktadır. Nitekim Bakara Sûre-si'nin 256. âyeti, bu anlamı gayet açık olarak ortaya koymaktadır:

Dînde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tâğût(şeytân)ı inkâr edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir. (Bakara: 92/256)

Ama sonradan kelâmcılar, âyeti, Allah'ın ezelde insanı imana veya küfre mahkûm ettiği anlamına çekmişlerdir.

Andolsun biz, her millet içinde: "Allah'a kulluk edin, şeytân(a tapmak)dan kaçının" diye bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allah hidâyet etti, onlardan kimine de sapıklık gerekli oldu. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalan­layanların sonu nasıl olmuş! (Nahl: 70/36) âyetinde bütün peygamberler aracılığı ile insanlara Allah'a kulluk edip tâğûttan kaçınmalarının emredil-diği;

Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları da tâğûttur. (O da) Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedî kalacaklardır. (Bakara: 92/257) âyetinde mü'-minlerin velîsi olan Allah'ın, onları karanlıklardan aydınlığa çıkardığı; kâfirlerin velîsi olan tâğûtun da onları aydınlıktan karanlıklara götürdüğü;

Kendilerine Kitâbtan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar) Cibt ve tâğût'a inanıyorlar ve inkâr edenler için: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır" diyorlar. (Nisa: 98/51) âyetinde kendilerine Kitâbdan bir pay verilmiş olanların cibt ve tâğût'a inanıp kâfirlerin, Allah'a inananlardan daha doğru yolda olduklarını söyle­dikleri;

Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta (o azgın şeytâna) baş­vurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkâr etmeleri emredilmişti. Şeytân da onları iyice saptırmak istiyor. (Nisa: 98/60) âyetinde gerek Kur'ân'a, gerek daha önceki Kitaba inandıklarını sanan bazı kimselerin, kendilerine tanımamaları emredilen tâğûtu da'vâlarına hakem yapmak istedikleri; şey­tânın onları derin bir sapıklık içine düşürmek istediği;

İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkâr edenler de tâğût yolunda savaşırlar. O halde şeytânın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytânın hilesi zayıftır: (Nisa: 98/76) âyetinde inananların, Allah yolunda savaştıkları; inanmayanların ise tâğût yolunda savaştıktları belirtil­mekte ve şeytânın dostlarıyla savaşma emredilmektedir.

katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim(ler)e la 'net ve gazab etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytâna tapanlar yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır. (Mâide: 110/60) âyetinde de Allah katında en kötü olanların: Allah'ın la'netlediği, kimilerini maymunlar, domuzlar ve tâğûta tapanlar yaptığı kimselerin, Allah katında en kötü durumda bulundukları, en sapık insanlar oldukları vurgulanmaktadır. [2]
--------------------------------------------------------------------------------

[1] Râğıb,Müfreât

[2] Prof. Dr. Süleyman Ateş, Kur’an Ansiklopedisi, Kuba Yayınları : 19/455-457

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder